Anasayfam Yap Sık Kullanlanlara Ekle SİTENE EKLE KÜNYE ARŞİV  İLETİŞİM  RSS  
 
ANASAYFA VİDEO GALERİ FOTO GALERİ FİRMA REHBERİ İLANLAR İLETİŞİM   HABER İHBARI    CANLI TV

GÜLSÜM DEPELİ’DEN Aile Yalnızlıktır, Yalnız Yakalanmayın - SİZDEN GELENLER - Dünyaya Duyarsız Kalmayın .!
 
GÜLSÜM DEPELİ’DEN AİLE YALNIZLIKTIR, YALNIZ YAKALANMAYIN |
Anasayfa'ya Dön 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tüm Sizdengelenler Haberleri  
GÜLSÜM DEPELİ’DEN Aile Yalnızlıktır, Yalnız Yakalanmayın

Eskiden üniversite temalı gençlik dizilerinde aileden uzaklaşan ve kendi seçimlerini yapmaya çalışan gençlik hikayeleri konu ediliyordu. Şimdiyse dizilerin aşkla yola çıkmış kadınları ağrı sızı geçirmez ailenin içinden sessizleşerek ve olgunlaşarak geçiyorlar.

1990’lar, Brezilya dizilerinin rüzgâr gibi estiği dönemler. Bir arkadaşım, çok sevdiği dizisini kaçıran annesinin, işten eli boşalır boşalmaz komşusuna telefon edip, sabırsızlıkla şu soruyu sorduğunu anlatıyor: "Ne oldu, Birigit gerçeği öğrenince sarsıldı mı?"

Sarsılmak sözcüğü köyden yenice göç etmiş kadının söz ve duygu dağarına hangi hızla ve ne zaman girmiş olmalı?! Düşünüyor ama cevabı bulamıyoruz.  Oysa şimdi yerli dizilerimizin ucuz yapım duygu hezeyanları karşısında toplumca, üstelik kendinden en emin edalarla sarsılıyoruz.

Bir süredir televizyon dizilerinin kadınları merkezine alan saldırısını açıkça kimliksel okumaktan ve üzerime alınmaktan kurtulamıyorum.

Muktedirlerin bizleri (ezilenlerin tamamını) sağduyulu ve serinkanlı olmaya çağıran seslerini kendilerine iade ederek devam etmek istiyorum.

Muhafazakâr zihni yapılar inşa etmek adına devreye sokulan topyekûn hamlelerin içinden sadece biri olarak televizyon dizilerini mesele edinen bu yazının bir kızgınlık yazısı olduğunu söylemek isterim.

Adı geçen diziler belleğimin ilk anda çağırdığı dizilerdir, arada unuttuğum ve hatta hiç bilmediklerim mutlaka vardır. Ama dedim ya, bu bilimsel olmaktan ziyade duygusal bir gözlem yazısı; kızgınım.

Daha yakınlarda, 1990’lar sonu 2000’ler başında, kampus ve üniversite temalı gençlik dizilerinde hasbelkader aileden uzaklaşan, aile ile kavgalaşan ve kendi seçimlerini yapmaya çalışan gençlik hikayeleri konu ediliyordu (Kampus, Kavak Yelleri).

Fakat artık televizyon dizilerinde aile içine sıkışmış, bir dizi ’hata yapmak’ suretiyle dizi çarklarını döndürmek yükümlülüğünü omuzlamış bir gençliğe geçiş yapmış görünüyoruz.

Bu geçmişin yeni uyarlaması dizilerde, özellikle genç kadınlar, yedikleri tokatlarla, döktükleri gözyaşlarıyla ve dehşete yakın bakışlarıyla, şiddetin televizüel estetiğine bolca katkı sunuyorlar.

Bakıyorum da, televizyon dizilerindeki genç kızların daha ilk sevişmelerinde (Al Yazmalım, İffet, Bir Çocuk Sevdim) doğacıl bir kusuru serimlercesine derhal hamile kalıvermeleri tarifsizce şaşırtıyor beni.

Bir defa korunmak diye bir şey var, hem de bir tek değil birçok yolu var bunun. Görünen o ki, bu karakterlerin, ibretlik hayatları sahnelemek adına bir tür "cehaletle" tesis olması dizilerin pragmatiğinin bir gereği; boşuna değil onların Havva’nın "fesat" merakındaki muhabbetin yanından dahi geçmemiş olmaları. Ama safdillik de değil aradığımız tanımlayıcı sıfat...

Biz bunu biliyorduk; "korunmayı" diyorum, bütün kadınlar bilir. Ve gündelik hayatımızda tıkır tıkır da işletiyorduk.

Dahası biz hayatımızı kuruşu kuruşuna ailelerimizin eline saymak zorunda kalacak kadar yapayalnız da değildik. Arkadaşlarımızla aramızda yardımlaşma ağlarımız, dayanışmacı sırlarımız vardı bizim.

"Hamilelik" diyordum,  teorik olarak korunmalara rağmen ihtimal dâhildir de, bakmayın siz, bu genç kadınlar biraz da televizyonların artık ikona dönüşmüş kürtaj masasını gösterme iştahı uğruna sabırsızca hamile kalıyorlar.

Dizilerde şu ana kadar kaç kadın kürtaj odasından ruhuna monte edilmiş annelik güdüleriyle, hıçkırıklarla, saçıla saçıla uzaklaştı!

Velhasıl, ne kürtajlar vardı ki zaten yoktular ve o kadınlar ki başta evlilik yoklamasında yoktular bir kere. Oysaki kürtajı dramatize ve doğumu romantize etme konusunda alabildiğine savurgan bu diziler de iyi bilirler, kadınların birçoğunun gerçekleşmiş kürtaj hikâyeleri vardır ve olacaktır.

Bu sır değil, sırra kadem basmış bir hikâye hiç değil ama anlaşılan o ki televizyon başka türlü şeylere obur...

Hikâye burada da bitmiyor. Evlilik ile taçlanmamış bu ilk cinsellik, dizilerdeki kadınları her ne hikmetse bir takım orta yaşlı, sevecen, varsıl ve güçlü adamların eline tutuşturuveriyor (Hanımın Çiftliği, İffet, Bir Çocuk Sevdim, Al Yazmalım); kurtarır gibi öldürmek, ödüllendirir gibi cezalandırmak, şaka gibi ciddiyet, aile gibi cezaevi... Dizilerin aşkla yola çıkmış kadınları ağrı sızı geçirmez ailenin içinden sessizleşerek ve olgunlaşarak geçiyorlar.

Aktif katılımlı dizi izleyicilerinin gözetimine teslim edilmiş bu kadınlar bir yana, dizinin gittikçe afacanlaşan ve sevimlileşen erkekleri bir diğer yana. Filmlerdeki o ilk göz ağrısı ergen aşklar da (Bir Çocuk Sevdim, Al Yazmalım, İffet), kadınları döven babalar ve kocalar da (İffet, Hanımın Çiftliği, Öyle Bir Geçer Zaman ki, Alemin Kralı) ve hatta fazla çamurlaşmadıkça tecavüzcüler dahi (İffet, Fatmagül’ün Suçu Ne, Öyle Bir Geçer Zaman ki) özünde iyi insanlar, diziler ilerledikçe sürekli kollanarak büyüyorlar, sempatiyle donanıyorlar...

Öyle ki siz bir de onları ilerde bir çocukları olduğunu öğrendiklerinde görün!

Sonuç olarak medya temsilleri, özellikle kadınlığı ve kadın bedenini düzenleme konusunda cüretkâr bir iştaha kapılmış görünüyor. Fakat kadınları en az "üç Müslüman Türkçük" doğurmakla mükellef mekanizmalar olarak gören, Kürt annelere arkaik bir annelik miti üzerinden hiçbir politik etiğe ve sorumluluğa sığmayan bir dille saldırabilen, sık sık anne ayağının altını öpmek gibi tuhaf bir sevgi ediminden laf açan başbakan bu resmi örgütlemede asıl önder sayılmalı.

Devletin diğer kurumları, yargı ve kolluk kuvvetleri ise aynı yolda ilerlediklerini bizlere sürekli gösteriyorlar.

Bunlar boşuna değil; bir kere ailenin muhafazakâr toplum inşasında sorun soğurmak gibi somut bir işlevi var. Zira aile kabuğu her türlü taşmayı önler; kadın ve diğer cinsel kimlikler taşmasını, eleştiri ve isyan, gençlik ve yeni meraklar, işsizlik... en önemlisi de aile sokağın taşmasını önler. Nitekim hükümet bu susturuculu silahı, kırılan bütün kolları yenin içine tıkıştırmak adına geri çağırmış görünüyor.

Sonuç olarak, bizim şiddetin durması yönündeki politik talebimizin, içinde bulunduğumuz siyaset ve toplum tahayyülünde gerçek bir muhatabı yok.

Çünkü onlar şiddete değil, muhalefete ve eleştiriye karşılar; bugün kadınları aileye tıkmaya çalışan hükümetin, Kürtleri, solcuları ve diğer tüm gerçek ve potansiyel muhalifleri de hapishaneye kapatma uğraşı aşikârdır.

Ben bu yazıyı, yaşadığımız şiddeti durduracak olanın muktedirler değil, kendi politik gücümüz olacağına dönük inançla, birbirimizi yalnız bırakmayacağımıza güvenle sonlandırmak istiyorum.

Medya ve siyasetin söyleminden fışkıran suskunlaştırıcı, muhafazakâr, milliyetçi, cinsiyetçi her tür dili ifşa etmeye, bedenim benimdir demekten asla vazgeçmemeye, sevişmekten, doğurmaktan, gerektiği durumda kürtajdan korkmamaya, bu toplumsal tahayyülün heyulası olan evlilikten ve aileden ise her daim şüphe duymaya devam edelim diliyorum. (GD/ÇT)

*Yazar :  Gülsüm Depeli, Yard. Doç. Dr., Hacettepe Üniversitesi İletişim Bilimleri Bölümü Kültürlerarası İletişim Ana Bilim Dalı(yazının orjinali bianette yayınlanmıştır)


GÜLSÜM DEPELİ’DEN Aile Yalnızlıktır, Yalnız Yakalanmayın : Google'da Ara

GÜLSÜM DEPELİ’DEN Aile Yalnızlıktır, Yalnız Yakalanmayın :
GÜLSÜM DEPELİ’DEN Aile Yalnızlıktır, Yalnız Yakalanmayın |

SİZDE HABERİNİZİ GÖNDERİN YAYINLAYALIM


Etiketler :
 
 
Bu Haberi Arkadaşıma Gönder :
 
Adınız / Soyadınız :
E-mail Adresiniz :
Arkadaşınızın Adı :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
 
   
 

BU HABERİN EKLENME TARİHİ 2012-01-06 / 01-46 | BU HABER TOPLAM 303 KEZ OKUNDU.

Please note: Comment moderation is enabled and may delay your comment. There is no need to resubmit your comment.

Lütfen dikkat: Yorum kontrolu etkin,bu yüzden yorumlarınızın yayınlanması zaman alabilir.Lütfen Yorumunuzun kontrol edilerek yayınlanması için bekleyiniz,yorum tekrarı yapmayınız.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Duyarsiz veya Duyarsiz.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

 ADI SOYADI :  
 
 E-MAİL :  
 
 
 
 
 
 
        SİZDEN GELENLER

  SINIRDA KAÇAKÇILIK "60 LİRA İÇİN


         Ortasu köylülerinin başka geçim kaynağı olmadığı için hayatları pahasına, 60 lira uğruna kaçakçılık yaptığını söyleyen k&

  YÜREĞİM YANIYOR


         FÜSUN ERDOĞAN’DAN "GÖRÜLMÜŞTÜR" MEKTUPLARI Altıncı yılbaşım hapiste. Çok eğlenceli, durgun, kırgın, değişik yılbaşılar kutladım. Ta

  GÜLSÜM DEPELİ’DEN AİLE YALNIZLIKTIR, YALNIZ


         Eskiden üniversite temalı gençlik dizilerinde aileden uzaklaşan ve kendi seçimlerini yapmaya çalışan gençlik hikayeleri konu ediliy

  ULUDERE "AKIBETİ KUŞKONAR’A BENZEMESİN"


         Şırnak’ın köyleri 1994’te de bombalanmış, devlet sorumluluğu kabul etmemişti, olayla ilgili soruşturmada hiçbir ilerleme kaydedilemedi; Avukat El&ccedi

  FARUK ARHAN SORUYOR KASIT YOK,


         Ankara kollarını sıvadı. Bülent Arınç Uludere mesaisini özetledi: Köylüler eldeki bulgulara göre tesirsiz bırakıldı. Tazminat verece

  MECLİS TUTANAKLARINDA KUŞKONAR BOMBALARI


         11 yıl önce Cizre köylerine bombalar düştü, 38 kişi öldü, DEP milletvekili Sadak İçişleri Bakanı Nahit Menteşeye olayı sorunca

  BOMBALAR MI ÖZÜR DİLESİN?


         35 sivil yanlışlıkla öldürüldüyse önce özür dilemelisiniz çünkü 35 sivili yanlışlıkla öldüremezsiniz.

  29’U ENCÜ, 35 KÖYLÜ...


         Uludere’deki hava saldırısında hayatlarını kaybedenlerin yakınları, geçimlerini sağlamak için hepsinin zaman zaman sınırı geçip mazot almaya g

  13 SORUDA ULUDERE KATLİAMI


         Heronlar köylüleri neden PKK’li sanamaz, GSM sinyaline ne oldu, askerlerin geri çekilmesi ve bombalama emri... ikisi Genelkurmay tarafından ceva

  KATIRIN KULAKLARI


         Roboskili delikanlıları öldüren lazer güdümlü akıllı bombaların, operasyon maliyetini hiç katmadan, tanesi minimum 20 bin dolar; mev

 
           YAZARLAR
  Erol Altunoğlu
Dolandırılma halinde vergilendirme
  Eski Tüfek
Hani Kaddafi kardesindi
  Pavel Korçagin
TEMBELLİGİN MANİFESTOSU !
  Kaan İşbilir
Kadınlar Neden Mutsuz
 

TÜM YAZARLARIMIZ

 
 



Duyarsız'ı Twitter'de Takip Et

           EN ÇOK OKUNAN HABERLER
SEMİHİN BU TWİTİ ORTALIĞI KARIŞTIRD

Galatasarayın genç futbolcusu Semih Kaya, sarı kırmızılı ekibin şampiyonluğ

 
ALMEDANIN SEKSİ DANSI REKOR KIRIYOR

Yarışmacı Almeda Abazi ile partide şarkı söyleyen Amerikalı rapçi Ludacrisi

 
İNTERNETTEN EN ÇOK BU DİZİLERİ İZLE

Nisan ayının izlenme rekoru kıran dizisi açık ara farkla The Vampire Diarie

 
ŞAMPİYONLAR LİGİ FİNALİNİ ONLAR YÖN

17 Mayısta Münih Olimpiyat Stadında 1.FFC Frankfurt ve French Olympique Lyo

 

Sohbet Anasayfa


           HABER ARA
 

KPDSYE GİRECEKLER DİKKAT!

Yabancı dil tazminatı almak isteyen kamu personelinin yabancı dil bilgisi

 
ÖĞRETMENE TAYİN KALDIRILIYOR!

Yeni sisteme göre, öğretmenler belirli dönemlerde sınava tabi tutulacak,

 

           YORUMLAR

Günlük Gazete Oku



duyarsiz
on Google+

GÜNDEM   GÜNCEL   GÜNDEM   GÜNDEM   Ankara   MEDYA   ANKARA   BASKETBOL  
TRABZONSPOR   FUTBOL   GALATASARAY   MOTOR SPOR   VOLEYBOL   TENİS   F1   FUTBOL  
futbol   FENERBAHÇE   AVRUPA LİGİ   SPOR   BEŞİKTAŞ   SÜPER LİG   1-LİG   ŞAMPİYONLAR LİGİ  
MİLLİ TAKIM   SİYASET   DÜNYA   YAŞAM   ANKARA   MAGAZİN   KADIN   TEKNOLOJİ  
EKONOMİ   KÜLTÜR SANAT   SİNEMA   3.SAYFA   EĞİTİM   ÖZEL HABER   SİZDEN GELENLER   SAĞLIK  
RSS © 2010 Dünyaya Duyarsız Kalmayın .! Türkiye'nin Haber Sitesi
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır
Gizlilik İlkeleri | Kullanım Koşulları | Künye | Reklam | İletişim  
M.S.A. Yazılım || Coder / Mahmut GÜNDÜZALP