Anasayfam Yap Sık Kullanlanlara Ekle SİTENE EKLE KÜNYE ARŞİV  İLETİŞİM  RSS  
 
ANASAYFA VİDEO GALERİ FOTO GALERİ FİRMA REHBERİ İLANLAR İLETİŞİM   HABER İHBARI    CANLI TV

WALLERSTEIN’IN YORUMU 2011’den Sonra Dünya Solu - SİZDEN GELENLER - Dünyaya Duyarsız Kalmayın .!
 
WALLERSTEIN’IN YORUMU 2011’DEN SONRA DÜNYA SOLU |
Anasayfa'ya Dön 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tüm Sizdengelenler Haberleri  
WALLERSTEIN’IN YORUMU 2011’den Sonra Dünya Solu

Dünyayı dönüştürmek için dünya solunun siyasi birliğine ihtiyaç var. Hem uzun vadeli hem de kısa vadeli taktikler arasında derin anlaşmazlıklar söz konusu. Bu konular hararetle tartışılıyor ve bölünmenin üstesinden gelmek için küçük de olsa ilerlemeler kaydediliyor.

Şöyle ya da böyle, en dardan en geniş anlamına kadar 2011 dünya solu için güzel geçti.

Bunun temel nedeni dünyanın çoğunun kötü etkilendiği ekonomik koşullar oldu. 2011’de işsizlik arttı ve artmaya da devam ediyor. Birçok devlet yüksek borç seviyeleriyle ve azalan gelirleriyle yüzleştiler.

Buna buldukları çözüm ise bir yandan hem bankaları korumak hem de halka kemer sıkma politikalarını empoze etmek.

Bütün bunlar yüzde 99 ile Wall Street’i İşgal Et hareketinin küresel isyanının ortaya çıkması sonucunu doğurdu. Bu isyan, zenginliğin eşitsiz paylaşımı, yozlaşmış hükümetler ve aslında hükümetlerin çok partili rejimlerinin demokratik olmayan doğalarına karşıydı.

Sadece Wall Street hareketi için değil, Arap Baharı ya da İspanya’daki Ingidnados (Öfkeliler) hareketi için de arzulanan şeyler aynıydı. Bu onlar için neo-liberalizmin ideolojik mantraları olan eşitsizlik, adaletsizlik ve dekolonizasyon söylemlerini dışlayan bir dünyayı değiştirme işiydi.

Sıradan insanlar artık sistemi garanti altına almıyorlardı; uzun zaman sonra ilk kez yaşadıkları sistemin doğasını tartışıyorlardı.

Şimdi dünya solu asıl için soru, bu hareketlerin nasıl ilerletileceği ve başlangıçtaki söylemlerin nasıl başarılı bir şekilde siyasal dönüşüme uğratılabileceğidir.

Sorun ortaya basit bir şekilde konabilir. Sadece ekonomik terimlerle ifade etmeye kalkarsak, küçük bir grupla (% 1) büyük bir grup (% 99) arasında gittikçe büyüyen bir uçurum var. Elbette bu bir siyasi bölünmenin bulunduğunu göstermez.

Dünya çapında sağ-merkezin gücü halen nüfusun yarısı kadarını yönetiyor ya da bu kişiler en azından siyasete katılıyorlar.

Bu yüzden dünyayı dönüştürmek için dünya solunun -henüz gerçekleşmese de- siyasi birliğine ihtiyaç var. Aslında hem uzun vadeli hem de kısa vadeli taktikler arasında derin anlaşmazlıklar söz konusu.

Elbette bu anlaşmazlıklar tartışılmıyor değildir. Aksine bu konular hararetle tartışılıyor ve bölünmenin üstesinden gelmek için küçük de olsa ilerlemeler kaydediliyor.

Soldaki bu bölünmeler yeni değil. Tabi bu sorunun çözümünü kolaylaştırmıyor.

Burada başlıca iki tartışma var. İlki seçimlerle ilgili. İkincisi yok, üçüncüsü ise seçimlerle ilgili pozisyonlarla ilgili. Seçimlerden büyük derecede şüphe eden bir grup var ki sadece politik açıdan etkisizliğini değil aynı zamanda dünya sisteminin varlığının meşruluğunu pekiştirdiğini de tartışıyorlar.

Diğerleri de seçim sürecinde yer almanın önemli olduğunu düşünüyor. Ama bu grup da ikiye bölünmüş durumda.

Bir tarafta pragmatik olma iddiasında olanlar vardır. Bu kişiler düzgün çalışan çok partili bir seçim sisteminde ya da de facto olarak parlamenter alternansa izin verilmediğinde büyük bir merkez sol partisi içinde çalışmak istiyorlar.

Ve tabii ki bu ehven-i şer adı verilen tercih politikasını kınayanlar da var. Tercih politikasını kınayanlar alternatif partilerle "samimi" sol partilere verilen oy desteği arasında anlamlı bir fark olduğu konusunda ısrar ediyorlar.

Hepimiz bu tartışmaya aşinayız ve konu hakkında çokça argüman duyduk. Ancak, en azından benim için açık bir şey bu: eğer bu sözünü ettiğimiz üç grup, seçim taktikleri için bir araya gelmiyorsa, dünya solunun kısa ve uzun vadede siyasete hâkim olma şansı pek yok gibi görünüyor.

Ben bir tür uzlaşma olduğuna inanıyorum. O da kısa vadeli taktiklerle uzun vadeli stratejiler arasında bir ayrım yapmaktan geçiyor.

Devlet gücünün önemsiz olduğunu düşünenlere tamamen katılıyorum ve böylesi bir durum dünya sisteminin dönüşüm ihtimalini tehlikeye atar. Bir dönüşüm stratejisi olarak, bu defalarca denendi ve her seferinde de başarılı olmadı.

Bundan, kısa vadede seçimlere katılmanın zaman kaybı olacağı sonucu çıkmaz. Aslında yüzde 99’un büyük bir kısmı kısa vadede sürekli acı çekiyor.

Bu kısa vadedeki acı çekme hali onların temel kaygısı. Onlar hayatta kalmak için çalışıyorlar, hayatta kalmak için ve akrabalarına ve arkadaşlarına yardım etmek için. Eğer toplumsal dönüşümün potansiyel ajanları olarak hükümeti görüyorsak, -ancak onların acil politika kararları ile kısa vadeli acı etkileyebilir yapılar olarak, dünya solu onları acılarını azaltacak kararlar almak zorunda bırakacaklardır.

Acıyı azaltmak için çalışmak seçmen katılımı gerektirir. Peki, ehven-i şer savunucularıyla samimi sol partileri destekleyenler arasındaki tartışma ne?

Bu, ülkenin büyüklüğü, resmi siyasi yapısı, demografik, jeopolitik konumu ve siyasi tarih gibi birçok faktöre bağlı yerelliklerin kararı olur.

Bunun basmakalıp bir cevabı yoktur, olamaz da. 2012’in cevabı da ister istemez 2014 ya da 2016 için geçerli olmayacaktır. Bu, en azından benim için, her ülkede, bir ilke tartışmasından ziyade bir taktiksel durumdur.

Dünya solundaki ikinci temel tartışma ise "kalkınmacılık" adını verdiğimiz kavram ile medeniyet değişikliği arasındaki öncelik arasındadır. Böylesi bir tartışmayı dünyanın birçok yerinde izleyebiliriz.

Bunlardan birini Latin Amerika’daki sol hükümetler ve "öfkeli" yerli halk hareketleri arasında devam eden ve oldukça gergin geçen tartışmalarda görürüz.

Örneğin, Bolivya’da, Ekvador’da, Venezuela’da. Bu tartışmalardan bir başkasını da Kuzey Amerika ve Avrupa’da çevreciler / Yeşiller ile tutucu ve mevcut istihdamı artırmaya öncelik veren sendikalar arasında görürüz.

Bir taraftan ekonomik büyüme olmaksızın kalkınma olmayacağını söyleyen sol hükümetler ya da sendikalar tarafından ileri sürülen kalkınmacı seçenek, günümüz dünyasının ekonomik dengesizliklerini düzeltmek için bir yol bırakmıyor, her ne kadar sürekli olarak ülkeler içi ya da ülkeler arası kutuplaşmalardan söz etsek de. Bu grup en azından nesnel ve muhtemelen öznel bir şekilde sağcı güçlerin çıkarlarını destekleyen rakiplerini suçluyor.

Kalkınmacı görüşün karşısında duran seçeneği savunanlar ekonomik büyüme için öncelikli konsantrasyonun iki gerekçeyle yanlış olduğunu söylüyorlar. Bu sadece kapitalist sistemin en kötü özelliklerini devam ettiren bir politika. Bu politika, ekolojik ve sosyal olarak onarılamaz zararlara sebep oluyor.

Bu bölünme eğer mümkünse, seçmen katılımı konusunda daha da fazla ateşlidir. Bunu çözmek içinse tek yol böyle bir durumda tavizler talep etmek. Eğer mümkünse, her iki grup da iyi niyetle birbirlerinin sol kimliklerini tanımalılar. Ancak bu kolay olmayacak.

Gelecek beş on yılda soldaki bu bölünmeler aşılabilir mi? Bundan emin değiliz. Ancak bu bölünmeler aşılamazsa kapitalist sistemin çökmesi kesin olsa da önümüzdeki 20-40 yıl içinde dünya solunun buna alternatif getirebileceğine -savaştan galip çıkacağına- inanmıyorum.

* Çev. Can Semercioğlu

Immanuel WALLERSTEIN
editor@bianet.org

WALLERSTEIN’IN YORUMU 2011’den Sonra Dünya Solu : Google'da Ara

WALLERSTEIN’IN YORUMU 2011’den Sonra Dünya Solu :
WALLERSTEIN’IN YORUMU 2011’den Sonra Dünya Solu |

SİZDE HABERİNİZİ GÖNDERİN YAYINLAYALIM


Etiketler :
 
 
Bu Haberi Arkadaşıma Gönder :
 
Adınız / Soyadınız :
E-mail Adresiniz :
Arkadaşınızın Adı :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
 
   
 

BU HABERİN EKLENME TARİHİ 2012-01-03 / 23-30 | BU HABER TOPLAM 195 KEZ OKUNDU.

Please note: Comment moderation is enabled and may delay your comment. There is no need to resubmit your comment.

Lütfen dikkat: Yorum kontrolu etkin,bu yüzden yorumlarınızın yayınlanması zaman alabilir.Lütfen Yorumunuzun kontrol edilerek yayınlanması için bekleyiniz,yorum tekrarı yapmayınız.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Duyarsiz veya Duyarsiz.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

 ADI SOYADI :  
 
 E-MAİL :  
 
 
 
 
 
 
        SİZDEN GELENLER

  SINIRDA KAÇAKÇILIK "60 LİRA İÇİN


         Ortasu köylülerinin başka geçim kaynağı olmadığı için hayatları pahasına, 60 lira uğruna kaçakçılık yaptığını söyleyen k&

  YÜREĞİM YANIYOR


         FÜSUN ERDOĞAN’DAN "GÖRÜLMÜŞTÜR" MEKTUPLARI Altıncı yılbaşım hapiste. Çok eğlenceli, durgun, kırgın, değişik yılbaşılar kutladım. Ta

  GÜLSÜM DEPELİ’DEN AİLE YALNIZLIKTIR, YALNIZ


         Eskiden üniversite temalı gençlik dizilerinde aileden uzaklaşan ve kendi seçimlerini yapmaya çalışan gençlik hikayeleri konu ediliy

  ULUDERE "AKIBETİ KUŞKONAR’A BENZEMESİN"


         Şırnak’ın köyleri 1994’te de bombalanmış, devlet sorumluluğu kabul etmemişti, olayla ilgili soruşturmada hiçbir ilerleme kaydedilemedi; Avukat El&ccedi

  FARUK ARHAN SORUYOR KASIT YOK,


         Ankara kollarını sıvadı. Bülent Arınç Uludere mesaisini özetledi: Köylüler eldeki bulgulara göre tesirsiz bırakıldı. Tazminat verece

  MECLİS TUTANAKLARINDA KUŞKONAR BOMBALARI


         11 yıl önce Cizre köylerine bombalar düştü, 38 kişi öldü, DEP milletvekili Sadak İçişleri Bakanı Nahit Menteşeye olayı sorunca

  BOMBALAR MI ÖZÜR DİLESİN?


         35 sivil yanlışlıkla öldürüldüyse önce özür dilemelisiniz çünkü 35 sivili yanlışlıkla öldüremezsiniz.

  29’U ENCÜ, 35 KÖYLÜ...


         Uludere’deki hava saldırısında hayatlarını kaybedenlerin yakınları, geçimlerini sağlamak için hepsinin zaman zaman sınırı geçip mazot almaya g

  13 SORUDA ULUDERE KATLİAMI


         Heronlar köylüleri neden PKK’li sanamaz, GSM sinyaline ne oldu, askerlerin geri çekilmesi ve bombalama emri... ikisi Genelkurmay tarafından ceva

  KATIRIN KULAKLARI


         Roboskili delikanlıları öldüren lazer güdümlü akıllı bombaların, operasyon maliyetini hiç katmadan, tanesi minimum 20 bin dolar; mev

 
           YAZARLAR
  Erol Altunoğlu
Dolandırılma halinde vergilendirme
  Eski Tüfek
Hani Kaddafi kardesindi
  Pavel Korçagin
TEMBELLİGİN MANİFESTOSU !
  Kaan İşbilir
Kadınlar Neden Mutsuz
 

TÜM YAZARLARIMIZ

 
 



Duyarsız'ı Twitter'de Takip Et

           EN ÇOK OKUNAN HABERLER
SEMİHİN BU TWİTİ ORTALIĞI KARIŞTIRD

Galatasarayın genç futbolcusu Semih Kaya, sarı kırmızılı ekibin şampiyonluğ

 
ALMEDANIN SEKSİ DANSI REKOR KIRIYOR

Yarışmacı Almeda Abazi ile partide şarkı söyleyen Amerikalı rapçi Ludacrisi

 
İNTERNETTEN EN ÇOK BU DİZİLERİ İZLE

Nisan ayının izlenme rekoru kıran dizisi açık ara farkla The Vampire Diarie

 
ŞAMPİYONLAR LİGİ FİNALİNİ ONLAR YÖN

17 Mayısta Münih Olimpiyat Stadında 1.FFC Frankfurt ve French Olympique Lyo

 

Sohbet Anasayfa


           HABER ARA
 

KPDSYE GİRECEKLER DİKKAT!

Yabancı dil tazminatı almak isteyen kamu personelinin yabancı dil bilgisi

 
ÖĞRETMENE TAYİN KALDIRILIYOR!

Yeni sisteme göre, öğretmenler belirli dönemlerde sınava tabi tutulacak,

 

           YORUMLAR

Günlük Gazete Oku



duyarsiz
on Google+

GÜNDEM   GÜNCEL   GÜNDEM   GÜNDEM   Ankara   MEDYA   ANKARA   BASKETBOL  
TRABZONSPOR   FUTBOL   GALATASARAY   MOTOR SPOR   VOLEYBOL   TENİS   F1   FUTBOL  
futbol   FENERBAHÇE   AVRUPA LİGİ   SPOR   BEŞİKTAŞ   SÜPER LİG   1-LİG   ŞAMPİYONLAR LİGİ  
MİLLİ TAKIM   SİYASET   DÜNYA   YAŞAM   ANKARA   MAGAZİN   KADIN   TEKNOLOJİ  
EKONOMİ   KÜLTÜR SANAT   SİNEMA   3.SAYFA   EĞİTİM   ÖZEL HABER   SİZDEN GELENLER   SAĞLIK  
RSS © 2010 Dünyaya Duyarsız Kalmayın .! Türkiye'nin Haber Sitesi
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır
Gizlilik İlkeleri | Kullanım Koşulları | Künye | Reklam | İletişim  
M.S.A. Yazılım || Coder / Mahmut GÜNDÜZALP