TEMBELLİGİN MANİFESTOSU !
ding dong ! ding dong!
ansızın çalan kapının zili ile uyanırsın
içinden ’’allahım umarım bu kötü bir rüyadır’’diye geçirir ve gözlerini açmassın
heyy hat!
ama kapının zili ikinci kez ve ısrarla çalmaktadır
ding dong!ding dong!
uykun öyle tatlıdırki, ne olur ne olmaz belki susar diye umut eder ve sadece tek gözünü agır agır açarsın
ama ısrarla çalan kapı zili diger gözünüde açmana sebeb olur
artık iki gözünü zorlada olsa açmışssındır
son bir umutla hiç kıpırdamadan yatagında kıvrılmış beklersin
ama el insaf,kapı zili hala çalmaktadır
ding dong ! ding dong !
artık kapıyı açmak mecburidir senin için
önce yataga yan kıvrılmış yatar vaziyetteki vücudunu düzeltmen gerekmektedir
bu ilk hamla çok zordur senin için
yavaş yavaş kendini hiç incitmeden sırt üstü dönersin
o dönüş hiç bitmesin istersin
şimdi sırt üstü yatar durumdasındır
ding dong ! ding dong !
kapı zili hala çalmaktandır.içinden bir sürü küfür etmek istersin
ama’’ okadar cümleyi kim düşünecek’’ diye düşünür ve vaz geçersin
şimdi sırada hafifçe dogrulup sırtını yataktan ayırman gerekmektedir.bu gözünü oldukça korkutur.çünkü bu yatakla bagının kesilmesinin habercisidir.bir anda ürperirsin
bir an kulagını kabartıp kapıyı dinlersin belki bir daha çalmaz diye
ding dong ! ding dong !
hayallerin suya düşer kapı zili çalmaktadır hala
şimdi ikinci ve en önemli harekete sıra gelmiştir
bacaklarını yatagın kenarına dogru atıp yere basman gerekmektedir
önce iki bacagını aynı anda hareket ettirmeyi düşünürsün
sonra bunun oldukça gereksiz ve yorucu olduguna karar verir sadece tek bacagını indirirsin
sıra öteki bacagına geldiginde yoruldugunu düşünür ve azıcık dinleneyim dersin
sonra derin bir nefes alıp öteki bacagını yavaşça digerinin yanına yerleştirirsin
artık iki ayagında yere basmaktadır
ding dong ! ding dong !
şimdi sırada üçüncü ve senin için en acıklı harekete sıra gelmiştir
ayaga kalkmak zorundasındır.bu artık yatakla fiziki tüm baglarının kesilmesi anlamına gelirki hüzünlenirsin
derin bir iç çekerek dogrulursun bacaklarının üzerinde
artık ayaktasındır ve buna inanmakta güçlük çekiyorsundur
ding dong ! ding dong !
şimdi yaklaşık sekiz adım uzaklıktaki kapıya dogru oldukça uzun ve yorucu bir yürüyüşe başlamak üzeresindir
’’ilk adımı bir atabilsem gerisi kolay’’ diye düşünürsün
ve ilk adımı zorda olsa atarsın
işte artık kapıya dogru yürümeye başlamışssındır
attıgın her adımda yatagından biraz daha uzaklaştıgını düşünür
tekrar yatagına koşa koşa dönmeyi istersin
ama koşma fikri çok yorucu gelir, nede olsa iki adım atmışsındır
bu yorgunluk boşa gitmesin diye düşünürsün
ding dong ! ding dong!
uzun çok ama çok uzun bir yürüyüşten sonra nihayet sekiz adım ilerideki kapıya varmışsındır
kapının önünde biraz soluklandıktan sonra kim bu densiz bu saatte diye merak edip kapının gözlem deliginden bakmak istersin
bu hareketin son derece yorucu ve gereksiz olduguna kanaat getirip vaz gecersin
artık son bir hamle kalmıştır geriye
kapının kolundan tutup aşşagı bastırmak ve kapıyı açmak
bir an kapının kolunun agır oldugunu hatırlayıp içinden derin bir offfff çekersin
’’ başa gelen çekilir ’’ diyerek tüm gücünle asılırsın kapının koluna
işte düşmanınla karşı karşıyasındır
ve fakat karşında parmagı ısrarla kapının zilinin üzerinde duran ve hiç tanımadıgın bir kadın durmaktadır
işin ilginci kadında seni hiç tanımıyormuş gibi bakmaktadır
onca zahmetli yürüyüşten sonra birde ’’ buyrun kime bakmıştınız’’
diye yavaş yavaş tane tane sorarsın
ama karşında duran ve sana hiç tanımıyormuş gibi bakan o kadın gayet seri bir şekilde kontra bir soru ile cevap verir
’’hatça abla burada oturmuyo degilmi?!’’
işte o an yıkıldıgını hissedersin
tüm o yaşadıgın eziyet megerse boşunaymıştır
cevap dahi verme zahmetine katlanmadan kapının kendi kendine kapanması için dua edersin birde bunu için yorulmaya degmezdir
kapı kapanır sonunda ve şimdi o yorucu ve uzun yolculugu yine yapman gerekmektedir
ama yeniden yatagına dönmek düşüncesi artı bir güç katar sana
agır agır ama büyük bir sevinçle yatagına dogru yolculuguna tekrar başlarsın
yatagına dogru adım adım giderken bir anda bir haftadır yıkanmayan bulaşık dagına gözün takılır ama aldırmassın nede olsa hala birtakım temiz kapkacak kalmıştır diye düşünürsün
sonra kimi gündelik işlerinin oldugunu hatırlar ve ürperirsin ama işte böylesi durumlarda kişilignle özdeşleşen o meşhur deyişin aklına geliverir
bugünün işini yarına bırak,belki hiç yapmayabilirsin!!!
ve işte yeniden yatagındasındır...